Yazdığı roman binayı da hayatını da değiştirdi! Botter Apartmanı’nda ne yaşandı?

Betül Yasemin Keskin / Milliyet.com.tr – İstanbul’da 1900’lü yıllarda inşa edien ve Art Nouveau (Yeni Sanat) tarzında inşa edilmiş ilk bina olan Botter Apartmanı, İstiklal Caddesi’nde yıllardır kendine hayran bırakan binaların başında geliyor. Tarihi ve mimari özellikleriyle İstanbul’un kalbinde parlayan bir inci olan bu apartman, bugünlerde adeta küllerinden yeniden doğmaya ve hak ettiği değeri görmeye hazırlanıyor. Sırları ve eşsizliğiyle gören herkesi büyüleyen Botter Apartmanı için bir kitap kaleme alan yazar Ayşe Övür, binanın hiç bilinmeyenlerini Milliyet.com.tr’ye anlattı.

Yazar Ayşe Övür, binanın güzelliğini şu cümlelerle özetliyor: “D’Aranco, Botter Apartmanı cephesini bu sanat akımının İstanbul’daki en seçkin örneklerinden birisi olarak tasarlamış. Yukarıdan sarkan kurdeleler, madalyonlar, yoğun bitkisel bezme, demirin ferforje olarak kullanımı, vitray, renkli camlar, Medusa başları yapıyı bir sanat eseri yapıyor.”

YAŞANAN DEPREM PLANLARI SUYA DÜŞÜRDÜ

‘Botter’ kadar ‘Casa Botter’ adıyla da bilinen apartmanın varlığı Osmanlı dönemine dek uzanıyor. Günlerden bir gün Osmanlı İmparatoru II. Abdülhamid, İstanbul’da büyük ve etkileyici bir sergi düzenlenmesi için emir verir. Bu sergi için Avrupa’da adını duyuran ve dünyanın birçok bölgesinde çalışmalar yürüten İtalyan mimar Raimondo D’Aronco ile anlaşma yapılır. İstanbul’u çok seven İtalyan mimar, padişahın teklifini kabul eder. Ancak 1894 yılında meydana gelen İstanbul depremi tüm planları suya düşürür. Yaşanan yıkıcı depremden sonra sergi süresiz bir şekilde ertelenir.

Deprem yüzünden sergi ertelenince İtalyan mimar D’Aronco, depremden zarar gören binaları onarmaya karar verir. İstanbul’a kalpten bağlı olan İtalyan mimar, tam 15 yıl boyunca önemli yapıların inşasında görev yapar. D’Aronco için kırılma noktası ise sarayın modacısı ve terzisi olan Jean Botter ile karşılaşmasından sonra gerçekleşir.

II. ABDÜLHAMİD BİR ARAYA GETİRDİ

Sarayın resmi modacısı ve terzisi olan Jean Botter, dönemin padişahı II. Abdülhamid’le oldukça yakın bir bağa sahiptir. Batılı tarzda bir moda evi açma hayali olan Botter, bir gün bu talebini padişahla paylaşır. II. Abdülhamid, Botter’in söylediklerinden sonra ona D’Aronco’dan bahseder. İşte bu sohbet bugünkü Botter Apartmanı’nın yapı taşını oluşturur. Botter ve D’Aronco hızlıca anlaşıp kafa kafaya verir ve Botter bir arsa satın alır. İhtişamlı bir İstanbul manzarası olan bu arsa ise bugünkü Botter’in bulunduğu yerin ta kendisidir. Botter tam 1 yıl sonra Raimondo D’Aronco’dan binayı teslim alır. Art Nouveau tarzında inşa edilen bu bina dönemin eşsiz eserlerinden biri olarak yerini alır.

Botter Apartmanı’nın mimarisi kadar içindeki yeniliklerin de dönemine göre oldukça nadide olduğu düşünülüyor. O yıllardaki ilk asansörlü bina Pera Palas Otel iken, ikinci asansörlü binanın ise Botter Apartmanı olarak kayıtlara geçtiği biliniyor.

YAŞADIĞI ACI YÜZÜNDEN İSTANBUL’U TERK ETTİ

D’Aronco, Jean Botter’in hayalini gerçekleştirdikten sonra bina hizmete açılır. Yazar Ayşe Övür o yılları şu şekilde anlatıyor: “Alt katı ülkemizin ilk moda evi olan Botter Apartmanı ilk defilelere de ev sahipliği yapmış. Dönemin elit kadınlarının modaevinin vitrinine alelade giysilerle bakmaktan utanarak özel kıyafetler diktirdiği söylenir. Çünkü vitrinin arkasında saray terzisi Jean Botter veya ailesinden kişiler olabilir ve bu hanımların giysilerini beğenmeyip eleştirebilirler, hatta ayıplayabilirler. Dilden dile anlatılan bu anılar, o zamanın ruhunu yansıtan hoş bir telaşın da ifadesi aslında.

Kısa bir süre sonra Jean Botter, Paris’e gezmeye giden oğlunun hayatını kaybetmesinin ardından büyük bir yıkıma uğrar. Gözü ne işini ne de çok sevdiği moda evini görmeye başlar. Oğlunun kaybıyla derinden sarsılan Botter, ailesini de yanına alarak ülkeden ayrılma kararı alır. Onun bu ani kararı başta Botter Apartmanı olmak üzere Fenerbahçe’deki yazlık köşklerinin de satılmasına sebep olur. Saraydan da elini ayağını çeken Botter en sonunda İstanbul’dan tamamen ayrılır.

‘Botter Apartmanı’ kitabının yazarı Ayşe Övür, Jean Botter’in yalnızca saraya değil, İstanbul’un tanınmış pek çok ismine kıyafet diktiğini hatta Şişli Atatürk Hatıra Evi’nde Mustafa Kemal Atatürk için diktiği bir yelek olduğunun da altını çizdi.

‘İSTİKLAL’DEN KARAKÖY’E KADAR SAYISIZ KIYMETLİ BİNA VAR’

Son dönemde oldukça popüler olan Pera Palas gibi Botter’in de oldukça önemli olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Peki farklı bir bakış açısıyla inşa edilmiş bu binaların günümüzde gerçekten hak ettikleri değeri görüyorlar mı? Yazar Ayşe Övür’e göre İstiklal Caddesi’nden Karaköy’e kadar Pangaltı çevresinde sayısız kıymetli bina yer alıyor. Birçoğunun miras sorunlarıyla başı dertte olduğu için bakımsız olduklarını belirten Övür, bu yapıların tamamının kültürel mirasımız olduğunun özellikle altını çizdi. İstanbul’u önemli yapanın zaman içinde kaybolmadan günümüze dek ulaşan tarihi yapıları olduğunu söyleyen Ayşe Övür, Birbirinden farklı kültürlere, dünya görüşüne, inanışa sahip insanların geride bıraktıkları izler olmasaydı tarihi kentler olur muydu? Bizler her birimiz bu kültürel birikimi korumakla yükümlüyüz. Özellikle sanatçılar olarak elimizden geldiğince İstanbul’un tarihi verilerini ortaya çıkarmalı, görünür kılmalı ve korumalıyız” açıklamasında bulundu.

‘İHTİŞAMLI GEÇMİŞİNDEN SONRAKİ YALNIZLIĞINDAN ETKİLENDİM’

Botter’in hikâyesinden oldukça etkilendiğini söyleyen yazar Ayşe Övür, modacıya olan hayranlığını bir romanla taçlandırmak istediğini söyledi. İstanbul Üniversitesi’nde arkeoloji eğitimi alan Övür, öğrencilik yıllarında önünden geçtiği Botter Apartmanı’nı hiçbir zaman unutmadığını, bu apartmanı yıllardır hep düşündüğünü söyledi. Ayşe Övür, kitabı kaleme alma hikâyesini şöyle anlattı:

“Kuşkusuz İstiklal Caddesi ve Beyoğlu’nda tarihe tanıklık etmiş pek çok yapı var. İlk etapta üç ayrı bina üzerinde durdum. Mısır Apartmanı, Ragıp Paşa Apartmanı ve Botter Apartmanı. Araştırmalarımı genişlettikçe hem Jean Botter hem de Raimondo D’Aranco’nun kimliklerinden de etkilenerek Botter Apartmanı’nda karar kıldım. Bu süreçte danıştığım fikir aldığım uzmanlar da oldu. Botter Apartmanı benim romanı yazmaya karar verdiğim dönemde terk edilmiş, metruk bir binaydı. Beni en çok etkileyen durumlardan birisi de ihtişamlı bir geçmişe sahip olan yapının günümüzdeki yalnızlığı oldu.”

‘YEPYENİ BİR KİMLİĞE BÜRÜNÜYOR’

Binanın yaklaşık 20 seneye yakın tamamen boş kaldığını hatırlatan yazar Ayşe Övür apartmandaki dairelerin zamanla bölündüğünü, farklı kişilere satıldığını, mirasçıların çoğaldığını ve binanın tarihi eser olması sebebiyle de bu durumun bakımı zorlaştırdığını söyledi. Tarihi binanın en sonunda hak ettiği değere yeniden kavuşacağını söyleyen Övür, “Roman yazıldıktan sonra bina hem kendi içinde önemli bir dönüşüm geçirdi hem de romanının yazarı olan benim yaşamımı da etkiledi. Gördüğüm kadarıyla Botter Apartmanı’nın bu enerjisi zaman içinde katlanarak artıyor ve İstanbul’a daha uzun yıllar eşlik edecek, sanatçılara kapılarını açacak yepyeni bir kimliğe bürünüyor” dedi.

Botter Apartmanı 2021 yılında İBB MİRAS tarafından terk edilmiş yalnızlığından kurtarılmak istendi. Gerekli restorasyon çalışmaları sonrasında kısa bir süre önce sanatın yeni merkezi olarak kapılarını aralayan Casa Botter, 14 Nisan Cuma günü Casa Botter Sanat ve Tasarım Merkezi adıyla yeniden hayat buldu. Tarihi binanın ilk sergisi Düşler, Hakikatler sanatseverlerle 16 Temmuz’a kadar buluşmaya devam edecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir