Sıcak savaşın soğuk cephesi: Karabağ

Güney Kafkasya’daki iki komşu ülke olan Ermenistan ve Azerbaycan arasında, 90’ların başından bu yana devam eden çatışmalar nedeniyle diplomatik ilişki bulunmuyor. Geçen yüzyılda iki ülke arasında çok sayıda şiddetli savaş yaşandı ve bunlar neticesinde büyük asker ve sivil kayıpları verildi.

Çatışmaların başlıca nedeni olan ve bugün uluslararası mahkemeler ile BMGK kararları uyarınca Azerbaycan toprağı olarak kabul edilen Karabağ bölgesi, Azerbaycan’ın 1991’de bağımsızlığını ilan etmesinin hemen ardından yasadışı Ermeni gruplar tarafından işgal edilmiş ve 2020’nin sonunda yaşanan büyük ölçekli ikinci savaşa kadar da işgal altında kalmıştı.

II. Karabağ Savaşı‘nın Azerbaycan’ın kesin zaferi ile sonuçlanmasının ardından iki ülke arasında ateşkes anlaşması imzalandı ve Ermeni gruplar kademeli olarak çekilmeye başladı. Azerbaycan bu süreçte, Karabağ’ı çevreleyen işgal altındaki toprakların tamamını geri aldı ve merkezi noktaların da üçte birini ele geçirdi. Fakat çatışmalar artarak devam etti.

Azerbaycan 19 Eylül 2023‘te, Ermenistan’ın sınır bölgelerinde artan provokasyonlarının ardından Karabağ’a yönelik kapsamlı bir “terörle mücadele operasyonu” başlattı. Operasyonun başlamasından bir gün sonra, 20 Eylül’de, Rusya’nın arabuluculuğunda, “çatışmaların tamamen durdurulmasına” yönelik bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma şartlarına göre Karabağ’daki sözde yönetim silahsızlanmayı, mevzileri terk etmeyi ve bölgenin Azerbaycan hükümetine entegrasyonu konusunda görüşmelere başlamayı kabul etti.

PEKİ, ÇATIŞMALAR NEDEN TIRMANDI?

Özellikle sınır hattında yaşanan gerginlikler ve Karabağ’da devam eden provokasyonlar, anti-terör operasyonunun önünü açtı. Yasadışı Ermeni gruplar, son aylarda Azerbaycan mevzilerine sistematik saldırılarını yoğunlaştırmış, arazilere mayın döşeyerek gerginliği tırmandırmıştı. Ermeni gruplar tarafından uluslararası hukuka aykırı bir biçimde işgal edilen topraklarda, 9 Eylül’de sözde “cumhurbaşkanlığı seçimi” yapılması bardağı taşıran son damla oldu.

Operasyondan saatler önce Hocavent bölgesindeki bir yolda, Azerbaycan’a ait bir kamyon mayına basınca 2 asker yaşamını yitirdi. Olay yerine giden polis aracı yolda başka bir mayına basınca, 7 polis daha hayatını kaybetti. 2 Azerbaycan askeri de Ağdam‘a yapılan saldırı da yaralanmıştı.

Azerbaycan, mayınların bölgede konuşlandığı bilinen “Ermeni ayrılıkçı gruplar” tarafından yerleştirildiğini açıkladı. Bu olayların akabinde Savunma Bakanlığı, Karabağ’da anayasal düzeni yeniden tesis etmek amacıyla kapsamlı bir anti-terör operasyonunun başlatıldığını resmen duyurdu. Ermenistan Savunma Bakanlığı ise tüm suçlamaları reddederek ateşkes çağrısında bulundu.

KARABAĞ’DA SON DURUM NEDİR?

Azerbaycan ordusu, operasyonun başlangıcından itibaren Karabağ’daki yasadışı Ermeni kuvvetlerine ait çok sayıda siper, sığınak ve askeri konvoyu imha etti. Azerbaycan Savunma Bakanlığı Sözcüsü Anar Eyvazov, operasyon kapsamında bölgede Ermeni silahlı kuvvetlerine ait 90’dan fazla mevzinin Azerbaycan ordusunun kontrolüne geçtiğini açıkladı. Eyvazov, Ermeni silahlı kuvvetlerine ait 20 askeri aracın, 40’tan fazla topçu bataryasının, 30’dan fazla havan topunun, 2 adet füze sisteminin ve 6’dan fazla iletişim istasyonunun imha edildiğini açıkladı.

Bölgedeki Ermeni sivillere, çatışmadan uzak durmaları konusunda çağrıda bulunduklarını belirten Eyvazov, “Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan Ermeni silahlı grupları üyelerini silahlarını bırakıp teslim olmaya çağırıyoruz. Ayrıca bölgedeki sivillere, onlara yakın durmamalarını ve herhangi bir yardımda bulunmamalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, bölgedeki Ermeni silahlı güçlerinin silah bırakması ve silahsızlandırılması halinde operasyonun durdurulacağını açıkladı. 20 Eylül’de Azerbaycan tarafından yapılan açıklamada, “Karabağ’daki silahlı oluşumlarının dağıtılması ve tamamen silahsızlandırılması konusunda anlaşmaya varıldığı, bölgedeki yasa dışı Ermeni silahlı güçlerinin feshedildiği ve tüm silah, mühimmat ve ağır araçların Azerbaycan ordusuna teslim edileceği” kaydedildi. Açıklamada ayrıca, “yasadışı Ermeni silahlı grupların Karabağ’dan çıkarılma sürecinin Rus barış gücü ile koordineli bir şekilde yürütüleceği” ifade edildi.

Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, “Ermenistan’ın ateşkes anlaşmasının oluşturulmasına yönelik süreçte hiçbir şekilde yer almadığını” kaydetti. Paşinyan, “Yaşananları not ediyoruz, gelişmeleri takip etmeye devam edeceğiz. Bu konuda söyleyeceklerimiz varsa mutlaka paylaşacağız. Çatışmalar tümüyle bitmedi. Askeri durumdaki tırmanmanın devam etmeyeceğini umuyoruz” dedi.

HANGİ ÜLKE, HANGİ TARAFTA?

Operasyonun başlangıcından bu yana bölgesel ve küresel aktörler çıkarları gereği çatışmanın farklı taraflarında yer aldı.

İşte, onlardan en önemlileri. Hangi ülke, kimi destekliyor?

TÜRKİYE

Azerbaycan Savunma Bakanı Zakir Hasanov, operasyonun ilk saatlerinde Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Hasanov, mevkidaşı Güler’e Azerbaycan’ın Karabağ bölgesindeki terörle mücadele operasyonu hakkında bilgi verdi. Yaşar Güler, “Türkiye’nin her zaman olduğu gibi bugün de Azerbaycan’ın yanında olduğunu” ifade etti.

Dışişleri Bakanlığı, operasyon hakkında açıklama yayımladı. Açıklamada, “Azerbaycan’ın Karabağ bölgesinde bulunan gayrimeşru Ermeni silahlı unsurlarca Azerbaycan ordusu mensuplarına ve güvenlik görevlilerine yönelik uzun süredir devam eden silahlı saldırılar ve provokasyonlara karşı, Azerbaycan ordusu tarafından bugün (19 Eylül) münhasıran askeri unsurların hedef alındığı bir anti-terör operasyonu başlatılmıştır” denildi.

Açıklamada, İkinci Karabağ Savaşı’nın sona ermesinden bu yana geçen yaklaşık üç yıllık sürede sahadaki duruma ilişkin olarak sürekli dile getirdiği meşru ve haklı endişelerin giderilmemesi neticesinde Azerbaycan’ın kendi egemen toprakları üzerinde gerekli gördüğü tedbirleri almak durumunda kaldığına dikkat çekildi.

RUSYA

Ermenistan Dışişleri Bakanlığı, operasyonun ilk saatlerinde Rusya’ya, Azerbaycan’ın “saldırısı” karşısında devreye girme çağrısı yapmıştı. Rusya, Azerbaycan’a barış anlaşmasına uyulması çağrısında bulundu, fakat durumu “Azerbaycan’ın iç meselesi” olarak değerlendirerek de “tarafsızlık” mesajı verdi.

Karabağ’daki durumun aniden gerginleşmesinden ötürü Moskova’nın endişeli olduğunu belirten Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, “Rus tarafı, ısrarla çatışmanın taraflarını kan dökülmesini durdurmaya, hızla askeri eylemleri sona erdirmeye, siyasi ve diplomatik çözüm yoluna dönmeye çağırıyor” ifadesini kullandı. Moskova’nın operasyondan haberdar edildiğini belirten Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, iki tarafla da temas halinde olduklarını söyledi.

Operasyon bitiminde de açıklamalarda bulunan Peskov, Ermenistan’ın Karabağ konusunda Rusya’ya yönelik suçlamalarına tepki göstererek, “Bize yöneltilen bu tür suçlamalar kesinlikle asılsız ve dayanaksızdır. Hukuki açıdan Azerbaycan’ın kendi topraklarındaki eylemleri söz konusudur” dedi.

Peskov konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şu anda arşivler açısından önemli bir başka husus da Paşinyan’ın, Azerbaycan’ın 1991 itibarıyla sahip olduğu toprakları tanımasıdır. Bu, Ermeni tarafının Karabağ’ı, Azerbaycan topraklarının ayrılmaz bir parçası olarak tanıdığı anlamına geliyor. Özellikle Ermeni tarafının Karabağ’ı Azerbaycan’ın bir parçası olarak tanıma yönündeki resmi kararından sonra, bize yönelik bu tür serzenişleri kabul etmiyoruz…”

İRAN

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasır Kenani, her iki tarafa da diyalog çağrısında bulundu. Kenani, “İran olarak Karabağ’ı Azerbaycan toprağı olarak görüyoruz. Orada yaşayanların hukuku ve güvenliği bu çerçevede diyalog yoluyla çözülmelidir” ifadelerini kullandı.

Daha önce Ermenistan’ı açıkça desteklediği bilinen İran’ın, bölgedeki ABD-Ermenistan ortak askeri tatbikatından sonra tutumunu değiştirmesi dikkat çekti. İran makamları tarafından yapılan açıklamalardan birinde “Karabağ Azerbaycan’dır” ifadesi kullanıldı.

ABD

ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan ile telefonda görüştüğü bildirildi.

Blinken, Karabağ’da ateşkes çağrısında bulunarak, “ABD, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki askeri eylemlerinden derin endişe duymaktadır ve Azerbaycan’ı bu eylemlerini derhal durdurmaya çağırıyor. Bu eylemler Dağlık Karabağ’da zaten vahim olan insani durumu daha da kötüleştiriyor ve barış umutlarını baltalıyor” dedi.

Blinken, “Düşmanlıklara derhal son verilmesi ve Bakü ile Dağlık Karabağ halkının temsilcileri arasında saygı çerçevesinde diyalog kurulması çağrısında bulunuyoruz” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, ABD’nin çatışmalardaki tarafını da ortaya koymaktaydı.

Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson ise açıklamasında, “ABD, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ’daki askeri eylemlerinden derin endişe duyuyor. Azerbaycan’ı, insani durumu daha da kötüleştiren bu çatışmaları derhal sonlandırmaya ve Dağlık Karabağ halkının temsilcileriyle diyalog kurmaya çağırıyoruz” dedi.

ZENGEZUR KORİDORU NEDEN ÖNEMLİ?

2020’de yaşanan ve Azerbaycan’ın kesin zaferiyle sonuçlanan Karabağ Savaşı’nın ardından, Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan ateşkes antlaşmasının 9. maddesi uyarınca, Azerbaycan ile Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti arasında bağlantıyı kuracak olan Zengezur Koridoru’nun inşası konusunda mutabık kalındı. Koridor Ermenistan topraklarında (tahminen Sünik bölgesinde) inşa edilecek. Ayrıca koridorun güvenliği de Rusya Federasyonu Federal Güvenlik Servisi (FSB) Sınır Muhafıza Servisi tarafından sağlanacak.

Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın yanı sıra Türkiye ile Çin ve Orta Asya’yı, hatta Ermenistan ve Avrupa’yı birbirine bağlama potansiyeli olan sosyal, ekonomik, jeopolitik ve jeostratejik açıdan önemli bir proje olarak değerlendiriliyor. Bölgedeki çatışmaların azalmasının, ülkeler arasındaki ticareti artırma potansiyeli olduğu teşhisinde bulunuluyor. Azerbaycan’ın bir sonraki hamlesinin, koridorun açılmasına yönelik olacağı öngörülüyor.

NORMALLEŞME SÜRECİNDE SON DURUM NEDİR?

Ermenistan ve Türkiye, Aralık 2021’de iki ülke arasındaki normalleşme adımlarını görüşmek üzere özel temsilciler atadı. Bu temsilciler ilk olarak 14 Ocak 2022 tarihinde Moskova‘da bir araya geldi. Ardından süreç içinde Viyana‘da üç görüşme gerçekleştirildi. Azerbaycan makamları sürecin başlamasını memnuniyetle karşıladı.

12 Mart 2022’de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ermeni mevkidaşı Ararat Mirzoyan ile Antalya Diplomasi Forumu‘nda bir araya geldi. 11 Temmuz 2022 tarihinde de Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İkili, 6 Ekim 2022’de Prag’da Avrupa Siyasi Topluluğu toplantısı sırasında ilk kez yüz yüze görüştü.

6 Şubat 2023 depremi sonrası ilişkilerde gözle görülür bir yumuşama oldu. Bu süreçte, Ermenistan’dan Türkiye’ye insani yardım geçişine izin vermek için bir sınır kapısı açıldı. 15 Şubat 2023’te ise Ermenistan Dışişleri Bakanı Ararat Mirzoyan deprem felaketi nedeniyle Türkiye’yi ziyaret etti ve Ankara’da mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile görüştü.

3 Haziran 2023’te Paşinyan, yeniden cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın yemin törenine katılmak üzere Ankara’yı ziyaret etti; bu, on yıl sonra bir Ermeni lider tarafından Türkiye’ye gerçekleştirilen ilk ziyaretti.

Normalleşme adımları her ne kadar Türkiye tarafından son derece olumlu adımlar olarak görülse de Ermenistan siyasetinde derin kırılmalara yol açtı. Başbakan Nikol Paşinyan, Ermenistan muhalefeti tarafından “Türk ajanı” olmakla suçlandı. Erivan sık sık bu konudan kaynaklı şiddetli protesto gösterileri ve parlamento baskınlarına sahne oldu.

Normalleşme süreci bugün donuk bir seyirde ilerlese de çatışmaların sonunda kurulacak barış masası Güney Kafkasya’nın geleceğine büyük ölçüde şekil verecek. Ermenistan, ya diplomasi yoluyla ablukadan kurtulmayı ve dışa açılmayı ya da savaşarak ekonomik, sosyal ve askeri açıdan daha da fazla yıpranmayı ve izolasyonu tercih edecek.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx